Dünya genelinde enerji sektörü, iklim hedefleri ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Geleneksel fosil kaynakların ve nükleer enerjinin payı hızla gerilerken, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kaynakları geleceğin tek hakimi olma yolunda ilerliyor.
Enerji dönüşümünün en somut göstergelerinden biri, geleneksel elektrik üretim yöntemlerindeki hızlı düşüş olarak öne çıkıyor. Geçmişte küresel enerji portföyünün yüzde 18'ini oluşturan nükleer gücün payı bugün yüzde 9'un altına gerilemiş durumda. Yapılan güncel projeksiyonlar, nükleer enerjinin 2050 yılına kadar küresel sistemde sadece yüzde 2'lik marjinal bir paya sahip olacağını ortaya koyuyor.
Fosil Yakıtların Sonu ve Yenilenebilir Enerji Devrimi
Karbon salınımını azaltma baskısıyla karşı karşıya olan fosil yakıtların toplam enerji içindeki payı da benzer bir erime süreci yaşıyor. Uzmanlar, kömür ve petrol gibi fosil kaynakların payının yakın gelecekte yüzde 10 ile yüzde 20 arasına kadar çekileceğini tahmin ediyor. Bu boşluğu dolduracak olan yeşil enerji ise elektrik üretiminde yüzde 92, toplam nihai tüketimde ise yüzde 80'lik tarihi bir paya ulaşmayı hedefliyor.
Sektör temsilcileri, elektrik kullanımının yaygınlaşmasının artık bir tercih olmaktan çıkıp küresel bir zorunluluğa dönüştüğünü vurguluyor. Küresel ölçekte elektrifikasyon oranının yüzde 22'den yüzde 55'e çıkması beklenirken, Avrupa Birliği sınırları içerisinde bu oranın yüzde 24'ten yüzde 65 seviyesine fırlayacağı öngörülüyor.
Türkiye İçin Harekete Geçme Zamanı
Dünyadaki bu devasa dönüşüm rüzgarı, gelişmekte olan ülkeler için de yeni yol haritaları çizmeyi zorunlu kılıyor. Mevcut durumda yüzde 20 civarında bir elektrifikasyon oranına sahip olan Türkiye'nin, küresel ligde geri kalmaması adına yeşil dönüşüm ve şebeke modernizasyonu süreçlerinde çok daha hızlı adımlar atması gerektiği belirtiliyor.



