Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2015-2024 yılları arasında küresel rüzgar enerjisi üretimi rekor bir yükseliş gösterdi. Yenilenebilir kaynakların en büyük destekçilerinden biri haline gelen rüzgar santralleri, temiz enerji hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Son on yılda temiz enerji yatırımlarının artmasıyla birlikte, rüzgardan elde edilen elektrik üretimi muazzam bir ivme kazandı [1.1.2]. IEA'nın güncel veri analizleri, 2015 yılından 2024'e kadar geçen sürede rüzgar enerjisinin küresel elektrik miksindeki payını hızla artırdığını ortaya koyuyor. Özellikle 2024 yılında sisteme eklenen yeni projeler sayesinde rüzgardan üretilen elektrik, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 180 teravatsaat (TWh) artarak kritik bir eşiği geride bıraktı.
2030 Hedeflerine Doğru Rüzgarın Rolü Büyüyor
Mevcut büyüme trendleri rüzgar enerjisinin gelecekte de yeşil dönüşümün taşıyıcı sütunu olacağını gösteriyor. Uzmanlar, küresel rüzgar kapasitesinin 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkarak 2 bin gigavatın (GW) üzerine ulaşacağını tahmin ediyor. Bu muazzam artışın yaklaşık yüzde 85'inin karasal rüzgar santrallerinden gelmesi beklenirken, deniz üstü (offshore) rüzgar kurulumlarının da bu büyümede stratejik bir rol üstleneceği öngörülüyor.
Deniz üstü rüzgar projeleri, karasal projelere kıyasla daha yüksek verimlilik sunsa da makroekonomik baskılar ve tedarik zinciri aksamalarından daha fazla etkileniyor. Bu engelleri aşmak için ülkelerin etkin ihale mekanizmaları ve destekleyici politikalar geliştirmesi gerektiği belirtiliyor. Küresel ölçekte rüzgar enerjisinin önündeki en büyük engeller ise şebeke entegrasyonu, finansal baskılar ve izin süreçlerindeki bürokratik gecikmeler olarak sıralanıyor.
Türkiye ve Çin Küresel Liderler Arasında
Rüzgar enerjisi sektöründeki bu küresel yarışta belirli ülkeler öne çıkıyor. Çin, kurulu güç kapasitesi ve yeni projeleriyle pazarı domine etmeye devam ederken, Türkiye de son yıllarda yaptığı yatırımlarla rüzgar enerjisinde dikkat çekici bir büyüme oranı yakaladı. IEA ve küresel enerji kuruluşlarının raporları, rüzgar enerjisinin küresel elektrik talebini karşılama oranının önümüzdeki dönemde nükleer enerjiyi geride bırakarak hızla yükseleceğine işaret ediyor.



